Kadri Kabak
09 Haziran 2011 Perşembe

İş kazası ve meslek hastalığı

İş kazası bir işyerinde karşılaşılmak istenmeyen en önemli olgudur. Ancak yine de endüstri ilişkileri ve çalışma hayatı içindeki maalesef bir gerçekliktir.

Tüm ülkeler kendi mevzuat ve tedbirleri çerçevesinde anılan kazaların meydana gelmemesi için iş ve işlemler yürütmekte, önlemler almaya çalışmaktadır.

Dünyada her gün milyonlarca insan, engellenebilecek ve hukuken de engellenmesi zorunlu olan iş kazaları ve meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmekte, meslek hastalıklarına yakalanmakta veya sakat kalmaktadır.

ILO'nun 2009 yılı açıklamalarına göre:Dünyada her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmektedir. Her 15 saniyede bir işçi, her gün yaklaşık 6 bin 300 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir.

Her yıl yaklaşık 360 bin kişi iş kazası, 1 milyon 950 bin kişi meslek hastalıklarından, zehirli maddelerden dolayı gelişmekte olan ülkelerde 651 bin işçi yaşamını yitirmekte, 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Bildirim ve kayıt sistemindeki eksiklikler nedeniyle çoğu ülke için gerçek rakamların daha yüksek olması ise kaçınılmazdır.

ILO'ya göre gelişmekte olan ülkelerin iş kazaları ve meslek hastalıkları maliyetleri, gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 4?ü tutarındadır.

Yukarıda verilen rakamlara dikkat edildiğinde iş kazalarını önlemenin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Hangi kazanın iş kazası olduğu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu?nda tanımlanmıştır. Buna göre iş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) 4/a (SSK'lı) kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

Tanımdan anlaşılacağı üzere eğer ki, ortaya çıkan bir kaza neticesinde sigortalı üzerinde hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen bir özre uğramamış ise anılan kazanın iş kazası sayılmadığı mevzuatımızca çizilmiştir.

Bir örnek vermek gerekirse: İşyerinde yüksekten düşen bir parça, bir alet herhangi bir sigortalıya zarar vermemiş ise anılan kaza iş kazası olarak anılmaz.

ILO ve Dünya Sağlık Örgütü ise iş kazasını: Önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınmamış olan, çoğu kişisel yaralanmalara, makinelerin ve araç gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan olaylar olarak tanımlamıştır.

ILO ve Dünya Sağlık Örgütü?nün tanımına baktığımızda kişilerin yaralanması ile sonuçlanmamış olaylar da iş kazası olarak belirtilmiştir. Bu yaklaşım belki de bu kişisel yaralanma ile sonuçlanmayan kazaların önüne geçilmesi ile ileride doğabilecek yaralanmaların önüne geçilmesine vesile olabilir şeklinde algılanabilir.

5510 sayılı Kanun öncesi iş kazası sadece SSK'lı (4/a) dediğimiz çalışanlar için getirilmiş bir hukuki tanımlama iken bu yasa ile birlikte iş kazasının tanımı da nispeten genişletildi. Yasa öncesinde kendi adına iş yapan (Bağ-Kur) bir sigortalı işyerinde veya işi ile ilgili bir kazaya uğradığında bu durum iş kazası olarak tarif edilmiyor, bu durumdaki kişi işyerinde ve işi ile ilgili olarak uğradığı kaza sonucunda işini yapamadığı süre boyunca herhangi bir yardım alamıyordu.

Mesela bir kasap esnaf işyerinde et doğrarken elini kestiğinde, bir kuaför hanım işyerinde çalışırken işi ile ilgili bir konuda yaralandığında, sayılan kazalar iş kazası olarak kabul edilmiyor, bu durumda kaza dolayısıyla bir süre işini yapamayan esnaf bir yardım alamıyordu.

Gün yüzüne çok çıkmayan ancak önemli bir mesele olan bu durum 5510 sayılı Yasa ile birlikte ortadan kaldırıldı.

Yukarıda verilen örneklerdeki esnaflar ve benzer durumdaki yürütmekte olduğu işi nedeniyle kaza geçiren diğer 4/b (Bağ-Kur) sigortalılar artık geçirdikleri iş kazaları nedeniyle iş göremedikleri süre içinde rapor parası denilen geçici iş göremezlik ödeneği alabilmektedirler.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği hem çalışanlar hem yönetenler için belirli bir eğitimi ve bilinçlenmeyi gerektirir. Zira bir işi yapabilmenin ön koşulu; onu bilmektir. Bu da ancak konu ile ilgili kişilerin eğitilmesi ve bilgilendirilmesi ile mümkündür.İş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında, işyerinde bulunan herkesin görev ve sorumluluğu vardır. Bu nedenle herkesin eğitilmesi gerekir.

Yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, iş kazaları ile meslek hastalıklarının firmaya olan direk ve dolaylı maliyetlerinin toplamı, iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları için yapılan parasal yatırımdan çok daha fazladır.

İş mevzuatı düzenlemeleri işverene işyerlerinde iş kazalarının önlenmesi için gerekli olan her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getirmiştir. Kazaların önlenmesi açısından tüm topluma büyük sorumluluklar düşmektedir. Bunun için gerekli duyarlılığı gösterelim.

Kazaların ve iş kazalarının sıfırlanması temennisiyle.

Sağlık ve sosyal güvenlikle kalın.


Tüm yazarlar için tıklayın

894
Tasarım / Kodlama : Talha