Sendikamız Ege Bölgesi Şubesi Olağan Genel Kurulu Gerçekleşti

0
Bu habere ait 0 fotoğraf var.
İlgili Fotoğraf Galerisi için tıklayın
Haber / Duyuru26 Mart 2018 Pazartesi

Sendikamız Ege Bölgesi Şubesi 11.Olağan Genel Kongresi 24 Mart 2018 tarihinde gerçekleşti. Mevcut şube başkanımız Recep Satır başkanlık görevine 4 yıllığına tekrar seçildi.

Kongreye, sendikamız Genel Başkanı Nurettin Akçul, Genel Sekreter Tamer Küçükgençay, Genel Mali Sekreter Zekeriya Aydın, Genel Teşkilat Sekreteri Yasin Karatay, Genel TİS ve Mevzuat Sekreteri H.Hüseyin Gürbüz, Genel Eğitim ve Araştırma Sekreteri Ahmet Çümen, sendikamıza bağlı şube başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, çeşitli sendika ve şube temsilcileri ile delegeler katıldı.

Divan Başkanlığını Genel Başkanımız Nurettin Akçul’un yaptığı kongreye, tek aday olarak katılan mevcut Başkan Recep Satır , 4 yıllığına yeniden başkanlığa seçildi.
Sendikamız Ege Bölgesi Şubesinin yapmış olduğu 11. Olağan Genel Kurulda yeni yönetim şu isimlerden oluştu. Şube başkanı Recep Satır, Şube Başkan Vekili Ünal Şahan, Şube Sekreteri Nazmi Gürleyen, Şube Mali Sekreteri Alaettin Artma, Şube Teşkilat Sekreteri Cumhur Yılmaz .

Sendikamız Genel Başkanı Nurettin Akçul, yaptığı konuşmada Afrin harekatına, Soma faciası ve işçi sağlığı güvenliği uygulamalarına, enerji politikalarına değindi.Şehitlerimize Allah’tan rahmet dileyen Akçul, genel kurulun hayırlara vesile olmasını temenni etti
.

Genel Sekreter Tamer Küçükgençay da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

““Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege Bölgesi Şubemizin 11. Olağan Kongresi’ne hoş geldiniz. Şu an en önemli gündem askerlerimizin Afrin’e düzenlediği harekat. Şanlı Türk Ordusu yüz yıllardır olduğu gibi, vatanını, milletini korumak için canı pahasına nasıl mücadele ettiğini bütün dünyaya bir kez daha göstermiştir. Sınır ötesinde ve ülkemiz topraklarında şehit olan askerlerimize ve polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize acil şifalar diliyorum. Afrin’e başlatılan bu harekat sadece terör örgütlerine karşı değil, onları destekleyen ülkemizin gelişmesini istemeyen güçlere karşı da yapılmış bir harekattır. Biz Türkler; konu vatansa, milletse, bayraksa, özgürlüğümüzse seve seve ölürüz. Olaya Suriye penceresinden baktığımızda, burada taşeron bir devlet kurmak isteniyor. Bunu sadece, ülkemizin gelişmesinin önüne geçmek için yapıyor. Ama şunu unutmamalı, Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devletidir. 80 milyonun her biri vatanı için seve seve ölür. Suriye’de bunu başaramayacaklar. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunup, sınır komşuları ile barış içerisinde yaşayacaktır. Bizim ülkemize demokrasi dersi vermeye çalışan batılı ülkeler, önce kendi tarihlerine baksınlar. Türkiye Cumhuriyeti hiçbir ülkeye girip, o ülkeyi sömürmemiştir. Hiçbir ülkede de acı ve gözyaşı bırakmamıştır.

Ortadoğu bir an önce toparlanmalıdır. Müslümanların birlik olmaya ihtiyacı var. Yoksa on binlerce km uzaktan birileri gelip ülkelerini karıştırmaya devam edecektir.
Ülkemiz için de birlik ve beraberlik ne kadar önemli bir kez daha gördük. Bu birlik ve beraberliğimizi kaybetmediğimiz sürece Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır. Biz maden işçileri nasıl 15 Temmuz’da Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıktıysak, bugün de devletimizin yanında dimdik duruyoruz ve sonuna kadar da durmaya devam edeceğiz. Biz Türkler için, Vatan, Bayrak, Millet, Cumhuriyet, Özgürlük , tartışılmazdır. Bu dileklerle Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!

Değerli delegeler,
Bugün Somamızda yaşayan herkes kömür olduğu için buradadır. İlçemizde bir günde 60 bin ton tüvenan bazda kömür üretilmektedir ve on binlerce maden emekçisi istihdam edilmektedir. Bu çalışkan ve üretken şehir sadece kazalarla anılmamalı, üretirken de hatırlanmalıdır. Ülkemiz ekonomisine ciddi katma değer yaratan, nüfusu 100 binleri aşan Soma artık il olmayı konuşmalıdır. Kendi çıkardığı değerleri eleştirmeden sahip çıkıp, vekiller çıkarmayı hedeflemelidir. Soma coğrafi olarak 3 ilin ortasında ve uzağında bulunmaktadır. İzmir’in uzağında, Manisa’nın uzağında, Balıkesir’in uzağındadır. Bu da bize sunulan hizmetleri azaltmaktadır. Bergama’dan Kırkağaç’tan başlayan yolları unutmadık. Hala bir türlü yapılamayan Balıkesir-Soma arası karayolunda yüzlerce trafik kazası yaşadık. Bu kazalarda onlarca arkadaşımızı kaybettik.
Bizler en zor iş olan madencilikte çalışan işçileriz. Biz Soma’nın halkıyız, üretiyoruz, karşılığını da hizmet olarak istiyoruz. İlçemize kim ne yapıyorsa da onlara maden işçileri adına teşekkür ediyorum. İlçemizde ülkemiz kömür üretiminde lider durumda olan firmalarda örgütlüyüz. Bu işyerlerinde ciddi istihdam sağlamaktadır. Bu işyerlerimizin de sorunlarını çözmek için sendika olarak elimizden geleni yapıyoruz. Enerji Bakanlığı’ndan ve TKİ’den de bu işyerlerinin sorunlarının çözümünde gayretlerini esirgememelerini istiyoruz. Bugüne kadar da bu işyerleri için yapılanlara da çalışanlar olarak teşekkür ediyorum. Maden işçileri için en önemli sorun işçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarıdır. Bunun acısını bütün ülke olarak Soma’mızda yaşadık. Artık bu acıları yaşamak istemiyoruz. İşverenleri ve devletimizin işçi sağlığı ve güvenliğinde daha duyarlı olmasını istiyoruz. Biz maden işçileri, Kömürü, Taşkömürünü, Altını, Bor’u, Mermeri, Kromu ölerek üretmek istemiyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Yaşamak… Buradan madenlerde çalışırken hayatını kaybetmiş bütün maden şehitlerimizi saygıyla anıyor, hepsine Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli delegeler,
Bir ülkenin itibarı sivil toplum örgütlerine, çocuklarına, gençlerine, kadınlarına verdiği değerle ölçülür. Bizim geleneklerimizde, analarımız baş tacıdır. Onlar bizim her şeyimizdir. Kadınlarımız konu ne olursa olsun öldürülmemelidir. Bu kadın şiddetine bir son verilsin artık. Anamız, bacımız bizim her şeyimiz, ya diğerleri? Bu ayrımcılıktan vazgeçelim, bütün kadınlar değerlidir. Bugün işçi sınıfı 8 saatlik çalışma hakkını, erkek işçiler kadar kadın işçilerin de ödediği bedelle almıştır. Kadın işçiler Amerika’da 1900’lü yılların başında emek sömürüsüne karşı çıkıp, mücadele başlatmışlardır. Onlarcası eylemlerde öldürülmüştür. Bugün 1 Mayıs’ı bayram olarak kutluyorsak, bu insanlara borçluyuz. Hepsini minnetle ve saygıyla anıyorum.

Değerli delegeler,
Hepimiz biliyoruz ki taşeronlaşma işverenin yasal yükümlülükten kaçmak için başvurduğu çalışma şeklidir. Bundan dolayı hem kamu hem özel sektör bu çalışma şeklini yaygın olarak kullanıyor. Madencilik işkolu da bu taşeron çalıştırma sistemini yoğun kullanan bir sektöre dönüştü. Aynı işi yapan iki kişiden biri kadrolu, biri taşeron. Kadrolu işçi bütün sosyal haklara sahipken, taşeron işçisi bu haklardan uzak çalışmak zorunda bırakılıyor. Bizler Maden-İş Sendikası olarak taşerona hep karşı çıktık. Bu modern kölelik diye adlandırılan sistemin bitirilmesi için hep mücadele ettik. Bu yılın başında 1 milyon taşeron işçisinin kadroya alınacağını hükümet yetkilileri açıkladı. Bu habere sendika olarak sevindik. Ama KİT’lerde çalışan 50 bin taşeron işçisinin kadroya alınmaması da bizleri derinden üzmüştür. Sendika olarak şunu söylüyoruz: Bir tek taşeron işçisi kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir. Hükümetten beklentimiz bir an önce KİT’lerdeki taşeron işçi kardeşlerimizi de kadroya almasıdır. Bunu da her platformda söylemeye devam edeceğiz.

Değerli delegeler,
Biz işçi sınıfı, emek paydasında birleşen çok büyük bir aileyiz. Bireysel hiçbir çıkar gözetmeksizin, birlik ve beraberlik içinde bir birimize destek olmak arka çıkmak zorundayız. Bizim bizden başka dostumuz ve destekçimiz yok. Emperyalizmin vahşi sömürü düzenine karşı elimizdeki tek silah, örgütlü mücadelemiz. Hiç kimse işçi sınıfının gücünü küçümsemesin. Çünkü bu güç paradan veya sermayeden kaynaklı bir güç değil. Bu güç harcamakla bitmeyen, hatta çoğalan, emeğin, kardeşliğin, alın terinin ve birlikteliğin gücü. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için var oldukça, Maden-İş ailesi büyümeye devam edecek ve işçi sınıfı da hak ettiği yere gelecektir. Buradan haykırıyorum! Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın Maden-İş!

Benim maden işçileri için yazdığım bir sözle konuşmamı bitirmek istiyorum “Maden işçisine değer katan unsur, yerin binlerce metre altından, doğaya ve bütün zorluklara rağmen çıkardığı ve insanlığın hizmetine sunduğu madendir”. Bu dileklerle Şubemiz 11. Olağan Kongresinin ülkemiz işçi sınıfına, Maden-İş camiasına hayırlara vesile olmasını diliyor, kazasız belasız çalışmalar diliyorum. Hoşça kalın.”

Sendikamız Ege Bölgesi Şube Başkanı Recep Satır da burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“ Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege Bölgesi Şubesi’nin 11. Olağan Genel Kongresine Hoş Geldiniz. Şanlı ordumuz Afrin’de yine destan yazdı. Bizleri çok gururlandırdı. Ülkemize karşı tehlike unsuru olan acımasız terör örgütlerini canları pahasına inlerinden çıkarıp, yenmeyi başardılar. Bütün dünya Türk ordusunun gücünü bir kez daha gördü. Allah yar ve yardımcıları olsun. Sınır ötesinde ve ülkemizde görev yaparken şehit olan askerlerimize, polislerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Ne Mutlu Türküm Diyene.

Çalışma hayatının en önemli konusu hiç kuşkusuz işçi sağlığı ve iş güvenliğidir. Madencilik dünyanın en zor mesleklerinden biri olduğuna göre, eksik uygulanan işçi sağlığı ve güvenliği, işçi kardeşlerimizin yaralanmalarına, hatta ölümlü kazalarla karşı karşıya kalmalarına sebebiyet vermektedir. Bu kazaları yaşamak istemiyorsak, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uyulması gerekmektedir. Bütün maden işçisi kardeşlerimiz, evinden vardiyasına nasıl sağlıklı geliyorsa, işinden evine de öyle sağlıklı dönmesini istiyoruz. Sendika olarak bizler; önce insan, sonra üretim diyoruz. Buradan madenlerde şehit olan işçi kardeşlerime de Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.

İlçemizin sorunlarının çözüme ulaşabilmesi için, Şube olarak desteklerimizi veriyoruz. Üretip yaşadığımız İlçede, diğer şubelerimiz ve sivil toplum örgütleriyle faaliyetlerimizi diyalog içerisinde yürütmeye özen gösteriyoruz. Dört yıl önce bu göreve seçildiğimizde tüm havzaya biz bakıyorduk. Hizmet konusunda aksaklıklar yaşadığımızı gördük ve yeni şubeler kurarak üyelerimize daha fazla zaman ayırabildik. Bu süreçten sonra da İmbat ve Koza Altın Madeni İşletmelerinde örgütlenme çalışmalarımız devam etti ve üye sayımızı arttırdık. Bugün 6 bin üye ile, Maden – İş çatısı altında olmaktan gurur duyuyoruz. Öncelikle emekçi kardeşlerimizin, daha sonra da iş yerlerimizin sorunlarını çözmek için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Unutmayalım ki; bizim birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz sürece, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun olamaz. Sendikal faaliyetlerimizi sürdürürken; en başta Genel Başkanımız olmak üzere, Genel Merkez Yöneticilerimiz ve diğer Şubelerin desteğini alarak, birlik ve beraberlik içerisinde çalıştık. Buradan şahsım ve Yönetim Kurulum adına herkese teşekkür ediyorum. Sözlerime son verirken 11. Olağan Genel Kurulumuzun ülkemize, işçi sınıfına ve maden iş camiasına hayırlı olmasını temenni eder, sizleri şahsım ve Yönetim Kurulum adına selamlıyorum. Allah’a emanet olun.”


26 Mart 2018 Pazartesi

İlgili Video Galeri
İlgili Foto Galeri
Tasarım / Kodlama : Talha