KAMU HASTANELERİNE ÖZELLEŞTİRME HAZIRLIĞI

Haber / Duyuru25 Kasım 2009 Çarşamba

AKP Hükümeti döneminde rekor olarak nitelendirilecek bir özelleştirme yapıldı. Deyim yerindeyse özelleştirme adı altında elde ne var ne yoksa satıldı. Türkiye'de ilk defa IMF, bir hükümeti "Özelleştirmeyi hızlı götürüyorsun" diye örtük uyardı. Ama hükümet kaynak yaratmada, borçlanma ve özelleştirmeyi en önemli iki yöntem olarak gördüğü için elde ne var ne yok satmayı sürdürdü.

Şimdi sıra kamu hastanelerine geldi. Kamu hastanelerinin özelleştirilmesi gündemde.

Hükümet, "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adı altında gündeme getirdiği özelleştirme çalışmaları kapsamında son olarak "Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı"nı gündeme getirmiş bulunuyor. Yasa tasarısı daha önce, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık Kanunu Tasarısı kapsamında gündeme getirilen, ancak tasarılar yasalaştırılamadığı için gerçekleştirilemeyen bazı düzenlemeleri yeniden gündeme getiriyor.

Hastane Birlikleri tasarısının en dikkat çeken özelliklerinden biri de gerçekte kamu sağlık kuruluşlarının özelleştirilmesine olanak tanımasıdır. Tasarının özelleştirme amaçlı olarak gündeme getirildiği, tasarının 3 ve 6. maddelerinden açıkça anlaşılmaktadır.

Tasarının, Yönetim Kurulu'nun görevlerini sayan 3. maddesinin (d) fıkrasında, Yönetim Kurulu'na "birliğin her türlü araç, gereç, malzeme, taşınırları ile tapuda birlik adına kayıtlı taşınmazları üzerindeki yapı ve tesisler ile birlikte satmak, kiralamak, kiraya vermek, devir ve takas işlemlerini yürütmek, Hazine'ye ait ve birliğe tahsisli taşınmazları üzerindeki yapı ve tesisler ile birlikte tahsis amacı doğrultusunda kiraya vermek, işletmek, işlettirmek" yetkisinin tanındığı görülmektedir. Aynı maddenin (ğ) fıkrasında da, Yönetim Kurulu'na, "ihtiyaç duyulması halinde tıbbi uzmanlık hizmeti satın alınmasına karar vermek" yetkisi tanınmaktadır.

Nitekim, Yönetim Kurulu'nun yetkilerine ilişkin bu hükümlere paralel hükümler, birliğin gelir ve giderlerinin sayıldığı 6. maddede de yer almaktadır. 6. maddenin 2. fıkrasında, "tapuda birlik adına kayıtlı olan taşınmazların üzerindeki yapı ve tesisler ile birlikte satışı, kiralanması, işletilmesi veya işlettirilmesinden elde edecekleri gelirler ile Hazineye ait ve birliğe tahsisli taşınmazların üzerindeki yapı ve tesisler ile birlikte tahsis amacı doğrultusunda kiralanması işletilmesi veya işlettirilmesinden elde edilecek gelirler'in birliğin gelirleri arasında sayılmış olduğu görülmektedir. Aynı maddenin 3. fıkrasında da, birliğin giderleri arasında, "mevzuatı uyarınca yapılacak hizmet alımına ilişkin giderler" ile "laboratuar ve görüntüleme hizmet alımına ilişkin giderler"in sayıldığı dikkat çekmektedir.

Tasarının 3. ve 6. maddelerindeki bu hükümler, birliğe ait olan ya da hizmet amacıyla birliğe tahsis edilmiş olan yapı ve tesislerin satışı, kiralanması ve işlettirilmesine olanak tanımaktadır. Bu hükümler, tasarıyla, kamu sağlık kuruluşlarının ve bu kuruluşlara ait tesislerin özelleştirilmesinin öngörüldüğünü açıkça göstermektedir.

Aynı şekilde, tasarının 3. ve 6. maddelerinde, birliklere "hizmet satın alma" olanağının sağlanması da, sağlık hizmetinin doğrudan kamu sağlık kuruluşları tarafından üretilmesi yerine, özel kuruluşlardan satın alınmak yoluyla yerine getirilmesine olanak sağlamaktadır. Bilindiği üzere, "hizmet satın alma" yöntemi de, sağlık sektöründe en çok tercih edilen özelleştirme yöntemlerinden biridir. Kamunun hizmeti kendi tesis, araç-gereç ve personeli eliyle üretmek yerine özel sektörden satın alması anlayışının, kamudan özel sektöre kaynak aktarımına yol açtığı ve aktarım mekanizmasının hem kamu açıklarının sürekli büyümesine hem de hizmetlerin pahalılaşmasına yol açtığı bilinmektedir.

Görüldüğü gibi, Sağlık Bakanlığı pilot olarak belirleyeceği illerden başlayarak, bakanlığa bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini (devlet hastaneleri) "kamu hastane birlikleri" çatısı altında, "özerk" "sağlık işletmesi" statüsüne geçirmeyi öngörmektedir. Ancak, tasarı, kamu sağlık kuruluşlarını, ürettiği hizmeti "satarak" ayakta kalmak zorunda olan sağlık işletmelerine çevirmekle de yetinmemekte, birliklere kamu sağlık kuruluşlarını özelleştirme yetkisi vererek, özelleştirmenin hukuksal altyapısını hazırlamaktadır.

Gelecek günler sağlık açısından, kamusal sağlık açısından daha karanlık görünmektedir. Çünkü, hükümet kamunun sorumluluğu olan her alanı ticarileştirme yoluna gitmektedir.

Hem de, ABD'den başlayarak küresel krize koşut devletin gerek ekonomik, gerekse kamusal hizmet alanlarında ağırlığının, etkinliğinin yeniden artırılması konusunda anlayış ve girişlerin egemen olduğu bir süreçte bunu yapmaktadır.
25 Kasım 2009 Çarşamba

Tasarım / Kodlama : Norm Yazılım