YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI AÇIŞ KONUŞMASI

Başkandan Mesaj26 Mayıs 2004 Çarşamba

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfının Değerli Üyeleri
Değerli Konuklar,

Sizleri şahsım ve Türkiye Maden İşçileri adına saygı ile selamlıyorum.Ülkemizde ulusal bir madencilik politikasının yıllardır oluşturulamamış olması bu sektördeki sivil örgüt ve oluşumlar olarak en önemli şikayet konularımızdan birisidir.

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı'nın bu toplantılarının sektörün temel sorunlarının çeşitli boyutlarıyla tartışılmasını ve yeni açılımların ortaya konulmasını sağlamasının yanısıra, ülkemizde bir ulusal madencilik politikası oluşturulması çalışmalarına da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Bu düşüncelerle konuşmama başlarken toplantıya emeği geçenleri kutluyorum.

Değerli Sektör Temsilcileri,
Bu toplantıda sektöre ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri birbirinden değerli, konunun uzmanı konuşmacılar tarafından ve komisyonlarca hazırlanan raporlarla ayrıntılı olarak ortaya konulacaktır.

Bu nedenle madencilik sektöründe örgütlü bir sendika olarak, sadece sektörün ve sektörde çalışanların geleceği açısından üzerinde durulmasını gerekli gördüğüm bazı konulara değinmekle yetineceğim.

Değerli Konuklar,
Madencilik sektörünün en önemli genel sorunu sektördeki hızlı daralmadır.

2002 yılı sonu itibariyle, madencilik sektörünün Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı yüzde 1.5'in altına inmiştir.

Endüstrinin geldiği aşama itibariyle genel olarak tüm dünyada sektörlerde bir gerileme yaşanmaktadır. Madencilik sektöründe de gerileme yaşanmaktadır, ama ülkemizde, bu gerileme daha hızlı olmaktadır.Ülkemizde madencilik sektöründeki potansiyelin harekete geçirilmesi, sektörün ekonomiye sağladığı katma değerin büyütülmesi, istihdam kapasitesinin artırılması konusunda uygun stratejilerin geliştirilmesi öncelikli hedef olarak önümüzde durmaktadır.

Yasalaşma sürecindeki Maden Yasası bu potansiyelin harekete geçirilmesi açısından gerekli yasal altyapıyı önemli ölçüde sağlıyor.Bu yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılması gereken, bu yasal altyapının üzerinde potansiyeli hareket geçirecek planlama ve organizasyonu sağlamaktır diye düşünüyorum.

Değerli Sektör Temsilcileri,
Sayın Konuklar,
Maden potansiyelini harekete geçirmede önemli unsurlardan birisi, sanayi ve enerjide yerli kaynaklara öncelik veren politikaların egemen kılınmasıdır. Hepimizin yakından bildiği gibi, ülkemizde özellikle enerjide son yıllarda yerli potansiyeli yok sayan, dışlayan bir politika izlendi.

Biz sendika olarak enerji politikalarının kömür başta olmak üzere yerli kaynaklar lehine değişmesi ve bu sektördeki katma değerin ülke içinde kalmasının sağlanması, elektrik enerjisi üretiminin göreli olarak daha ucuza mal edilmesi için hükümetler düzeyinde çok çaba sarfettik.

Ancak, ithal kaynaklara dayalı enerji politikasında oluşan saadet zinciri ve siyasal düzeydeki yansıması olumlu sonuç almamızı engelledi.Memnuniyetle belirtmeliyim ki, mevcut hükümet yerli kaynaklara öncelik veren bir yaklaşım ortaya koydu.

Ama biliyoruz ki, önceki hükümetler döneminde yapılan adeta ülkenin bu alanda geleceğini ipotek altına alan "al ya da öde" şeklindeki anlaşmalar bu konuda hükümetin önünde önemli bir engel olarak ortaya çıkıyor.  Hükümetin bu engelleri aşma doğrultusundaki çabalarının süreceğine inanıyoruz.

Değerli Sektör Temsilcileri
Değerli Konuklar,
Enerjide ithal kaynak sorunu doğalgaz ile de bitmiyor.

Bizleri yakından ilgilendiren ithal kömür konusu var.

Hükümetler, Türkiye'nin imza koyduğu ticaretin serbestleştirilmesine ilişkin anlaşmalar ve oluşumları gerekçe göstererek fon ve vergi önlemlerinin uygulanamayacağını söylüyorlar.

Halbuki, niyet önlemekse ithalatı külfet haline getirecek bir dizi önlem var.

Bu önlemler devreye sokulabilir diye düşünüyoruz.

Sendika olarak kömür ithalatının sınırlandırılması konusunda da en az firmalar kadar çaba sarf ettiğimizi, çalışmalar yaptığımızı belirtmeliyim.

Değerli Konuklar,
Sektörümüzün potansiyelinin harekete geçirilmesi ile ilgili bir başka konuya değinmek istiyorum: Bor madenleri konusuna

Bor madenleri ülkemizin sahip olduğu stratejik bir değer.

Gelişen teknolojiye paralel olarak bor madenlerinin kullanım alanları her geçen gün artıyor ve pazar değeri de yükseliyor.

Ancak, Türkiye olarak bor madenlerimizin sunduğu potansiyelden çok fazla yararlanamadığımız bir gerçektir.

Boru ham ve rafine olarak pazarlıyoruz.

Biz sendika olarak mevcut durumda olduğu gibi, bor sahalarının devlet elinde olmasından, devlet eliyle üretilmesinden ve pazarlanmasından yana yaklaşım içindeyiz.

Ancak, borda büyük pazar yüksek teknoloji gerektiren uç ve ileri uç ürünlerindedir. Yüzlerce milyar dolarlık bu pazardan pay almak için araştırma geliştirme faaliyetlerinin artırılması gerekmektedir.

Bor enstitüsünün kurulması çok olumlu bir adım.

Ancak, bu enstitünün gerek araştırmacı ve gerekse kaynak açısından zenginleştirilmesi, çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir.Teknoloji hızlı değişmekte vazgeçilmez dediğinizin alternatifi üretilmektedir.

Bor önemli bir değerken, Türkiye bu değerden maksimum geliri elde etmelidir.

Uç ve ileri uç ürünleri yatırımlarında, özel sektör sermaye, girişim ve araştırmalarından da yararlanılmalıdır.

Değerli Konuklar,
Sektörümüzün üretim ile de bağlantılı bir başka sorunu da "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" konusudur.

Sektörümüzü, anlatmaya gerek yok, iş riski en yüksek sektörlerden birisi durumunda.

İlgili tüzüklerde öngörülen önlemlerin alınmaması nedeniyle, her yıl yüzlerce insanımız hayatını yitirmekte, sakat kalmakta, grevlerde kaybedilen günden daha fazla bu sektörde iş kazalarından işgünü kaybı olmaktadır.Yani, işverenlerimizin işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerini biraz maliyet gibi görmeleri nedeniyle hem çalışanlar hem de işletmeler büyük zarar görmektedir.

Bu temel sorunun çözümünün iki unsuru var.

Birincisi, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gereklerini yerine getirmek.İkincisi ise çalışanların bu konuda eğitilmesidir.

Sendika olarak biz her zaman maden işçilerinin bu konudaki eğitiminde üzerimize düşeni yapıyoruz ve işverenlerle, ilgili kurumlarla da yapmaya hazırız.

Değerli Konuklar,
Sektörde rekabeti, kaliteyi, iş güvenliğini zaafa uğratan bir başka konu da kayıtdışılıktır.

Maalesef, kayıtdışılığın en yüksek olduğu sektörlerden birisi madenciliktir.

Sendikal örgütlenmenin yaygınlaşması kayıtdışılığın panzehiridir.

Sendikal örgütlenme aynı zamanda, işyerinde verimliliğin, huzurun, iş barışının ve düzenin de anahtarıdır.

Sektörümüzde sendikalaşmanın düşük düzeyde olduğunu hepimiz biliyoruz.Biz sendika olarak, madencilik sektöründe, üretim ve verimliliğin yükselmesi, güvenli sağlıklı iş ortamlarının tesis edilmesi, sorunların sektör, ülke ve çalışanlar yararına çözüme kavuşturulması için mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.

İşyerinin geleceğini ve sorunlarını en az işveren kadar, sendikamızın da sorunu olarak görüyoruz.

Örgütlü olduğumuz bazı özel sektör işyerlerine yeni üretim sahaları verilmesi dahil birçok sorununun çözümüne en işverenin kendisi kadar çaba sarfetmemiz bu anlayışımızın somut göstergeleridir.

Biz sendika olarak sorunların çözümünün sonuna kadar anlayış içinde ve diyalogdan geçtiği düşüncesi içindeyiz.

Ve örgütlü olmanın her zaman olumlu ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Tıpkı Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı çatısı altında, sektörün tüm temsilcileri olarak biraraya gelip örgütlenmemiz ve sektörün sorunlarına birlikte çözüm aramamız gibi.

Bu toplantının, madencilik sektörünün sorunlarına çözüm olacak sonuçları üretmesi dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum.
26 Mayıs 2004 Çarşamba

Tasarım / Kodlama : Talha