GENEL BAŞKAN'IN KÜTAHYA MİTİNGİ KONUŞMASI

Başkandan Mesaj11 Ekim 2012 Perşembe

Mitingimize katılarak mücadelemize omuz veren, değerli Türk-İş genel başkanımız ve yönetim kurulu üyelerimiz,

Bizlere bu alanda omuz veren, Kütahya'dan ve çevre illerden gelen sendika şubeleri, demokratik kitle örgütleri, meslek, ticaret ve sanayi odaları temsilcileri, siyasi parti teşkilatlarımız, yerel yöneticilerimiz, muhtarlarımız.

Seyitömer'de özelleştirmeye karşı mücadele veren maden emekçisi kardeşleriyle bu mücadelede saf tutmak için;

Ülkenin dört bir yanından bu alana gelen Türkiye Maden-İş ve Tes-İş sendikamızın şube yöneticileri, maden ve enerji emekçileri,

Seyitömer'de özelleştirmeye karşı mücadele eden, enerji ve maden emekçileri, kentine sahip çıkmak, geleceğine sahip çıkmak için bu alana gelen sevgili Kütahyalılar,

Bu alanda yerini alan duyarlı, sorumlu öğrenci kardeşlerim,

Yazılı ve görsel basınımız değerli emekçileri,

Ve eşinin, babasının, kardeşinin yanında bu mücadeleye omuz vererek her türlü saygıya layık olan, kadınlar, annelerimiz, kızlarımız, çocuklarımız,

Sizleri, şahsım ve Türkiye Maden İşçileri Yönetim Kurulu adına sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.

Sizleri dayanışma duygularımla kucaklıyorum.

Sevgili Maden ve Enerji İşçileri, Sevgili Kütahyalılar,
Bugün bir memleket meselesi için buradayız.

Özelleştirme karşı durmak bir memleket meselesi.

Bizde memleket meselesi denilince akan sular durur, durmalı arkadaşlar.

Memleket meselesi deyince aklıma ilk şehitlerimiz geliyor.Son dönemlerde öyle çok şehit verdik ki.

İçimiz yanıyor.

Konuşmama başlarken, bu memleket için, bu topraklar için, bu ülkenin birliği için şehit olmuş yurttaşlarımızı rahmet ve minnetle anmak istiyorum.

Daha düne kadar aşiret reisi denilip, muhatap bile alınmayan ama bugün salonlarda ağırlanıp, seninle gurur duyuyoruz diye sloganlar atılan terör besleyicilerini de nefretle kınıyorum.

Gurur duyacaklarımız kanı ile bu toprakları sulayan şehitlerimizdir.

Bu topraklar, bu millet için kolunu, bacağını kaybetmiş gazilerimizindir.

İşçi Kardeşlerim, Alanımızı Dolduran Duyarlı, Memleket Sever Kardeşlerim,
Bugün işimize, ekmeğimize, geleceğimize olduğu kadar, Kütahya'mıza, memleketimize sahip çıkmak için de buradayız.

Çünkü biliyoruz ki, özelleştirme adı altında satılan bu iki işletme değil arkadaşlar.

Satılan, işimiz, ekmeğimiz, Kütahyamızın, çocuklarımızın geleceği, dahası bütün milletin hakkı, memleketin varlığı arkadaşlar.

Çünkü SLİ ve termik santralın özelleştirilmesi sadece, bu işletmenin çalışanlarını işsiz bırakmayacak, yoksullaştırmayacak.

Kütahya halkını işsiz bırakacak, Kütahya halkını yoksullaştıracak, Kütahya'yı göç kenti yapacak.

Bu nedenle SLİ ve Seyitömer özelleştirilmemeli demek Kütahya'ya da sahip çıkmaktır.

Bakın Arkadaşlar;
Geçmişte özelleştirme olursa, istihdam artacak, memleket zenginleşecek, sermaye tabana yayılacak diyorlardı.

Bunların masal olduğu özelleştirme yalanını ve talanını yutturmak için uydurulmuş yalanlar olduğu yapılan özelleştirmelerle ortaya çıktı.

Takke düşeli, kel görüleli çok zaman oldu.

Özelleştirmelerden 50 milyar dolara yakın gelir elde edildi.

Nereye gitti bu paralar?

Bu milletin dişiyle, tırnağıyla yaptığı işletmeler yok pahasına satıldı.

Yüz bini aşkın insan işsiz kaldı.

4-C garabetindeki insan sayısı on binlere ulaştı.

Özelleştirme yapılan kentler kasaba, kasabalar köy oldu arkadaşlar.

Kütahya'daki özelleştirmelere bakalım.Bugüne kadar şeker, elektrik dağıtım, azot, gümüş, Kümaş özelleştirildi.

Soruyorum size:

Kütahya'da istihdam arttı mı?

Hayır!

İstihdam tersine azaldı.

Azotta istihdam üçte iki azaldı.

700 kişi çalışıyordu, 200 yüz kişinin altına indi.

Kente giren gelir, çalışanların refahı mı arttı?

Hayır,

Ücretler yarıdan aşağı düştü, asgari ücret düzeyine kadar geriledi.

Emek sömürüsü arttı.

Taşeron çoğaldı.

İşçinin cebine giren para azalınca, esnafın, tüccarcın geliri de azaldı.

Dahası var arkadaşlar,

Eti Gümüş'te olduğu gibi özelleştirmeden sonra işletmenin atıkları işçiyi, bölge halkını, doğayı zehirlemeye başladı.

Eti Gümüş'te azgın sömürü altında çalışan ve sendikalı olmak isteyen, sendikamıza üye olmak isteyin işçiye yapılan zulmü yakından biliyorsunuz.

Bu işyerindeki taşeron eziyetini, köle koşullarında çalışmayı biliyorsunuz.

Eti Gümüş'ün ne yazık ki arkadaşlar, rantı işverene, zehiri millete gidiyor

Bugüne kadar yapılan özelleştirmeler sonucunda Kütahya bir göç kenti oldu.

Eğer bizler, sizler, teşkilatlar yeterli tepkiyi ortaya koyamazsak, Kütahya'nın son büyük iki kalesi de özelleştirme adı altında satılacak.

Kütahya terk edilmiş kent olmaya doğru hızla gidecek.

Kütahya'da bütün teşkilatlar, kite örgütleri, meslek ve esnaf odaları, Kütahya'nın son iki kalesinin özelleştirilmesine karşı birleşti arkadaşlar.

Buradan Kütahya'yı temsil eden milletvekillerine sesleniyorum:

Şimdi sesiniz çıkmazsa ne zaman çıkacak?

Şimdi sahip çıkmazsanız Kütahya'ya ne zaman çıkacaksınız?

Neredesiniz?

Sahip çıkın, özelleştirmeye karşı birleşen Kütahya'ya sahip çıkın!

Bu rant aktarımının önüne geçin!

Dur deyin!

Ve bu kararı alanlara sesleniyorum!

Bu işletmeler zarar etmiyor.

Tersine kar ediyor.

Hazineye milyarlarca lira katkı sağlıyor

Bir tek makul, akla, vicdana, memleketin çıkarına uygun olan bir gerekçeniz var mı?

Biz, yerli kaynak kömüre yatırım yapılmasını, yerli kaynak kömür ile çalışan santrallar yapılmasını inanın sizden daha çok istiyoruz.

Elektriği ucuzlatmanın, istihdamı artırmanın, dışa bağımlılığı azaltmanın, yurttaşı zam zulmünden kurtarmanın yolu da kömür ile üretilen elektriğin payını artırmaktan geçiyor.

İstiyoruz ki, elektrik enerjisinde yüzde 50'ye varan dışa bağımlılık azalsın.

Kömürün payı yüzde 40'lara çıksın. Ama bunun yolu, hazır, kurulu kar eden devletin elindeki kömür sahaları ve termik santralları yok pahasına almak; talan etmek değildir.

Bunun yolu işletilmeyen kömür sahalarına yeni termik santraller yapmaktır.

Memlekete iş ve aş kapısı açtıkları, enerji üretimini artırdıkları için böyle yatırım yapanları alınlarından öpüyoruz, yanlarında oluyoruz.

Biz, özel sektöre değil, özelleştirmeye karşıyız.

Ve sizlere sesleniyorum arkadaşlar;

Gür şekilde bağıralım ki, Ankara'da bu özelleştirme kararını alanlar duysunlar sesimizi.

Biz çocuklarımıza yaşanır bir Kütahya bırakacak mıyız arkadaşlar?

Biz bu işletmelere sahip çıkacak mıyız arkadaşlar?

Sadece Seyitömer Linyit'e, termik santrale değil, özelleştirilmek istenen bütün linyit sahalarına, termik santrallere talan edilmek için fırsat kollanan bor madenlerine, bütün kamu varlıklarına sahip çıkacak mıyız arkadaşlar?

Bizi işsizliğe, yoksulluğa, 4-C'ye mahkum etmeye çalışanlara dur diyecek miyiz arkadaşlar?

Ben Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı olarak, teşkilatım adına bu mücadelede sonuna kadar var olacağımızı belirtiyorum.

Sizlerle birlikte bu mücadele hep birlikte olacağız arkadaşlar,

Sevgili Arkadaşlar,
Konuşmamın sonunda bir kez daha bu özelleştirme kararını alanlara soruyorum.

Bu işletmelerde terörde iki kolunu kaybetmiş çocuğuna sarılamayan yine de gözyaşları içinde "Vatan sağolsun" diyebilen kahraman gazinin de hakkı var.

Bıyıkları terlemeden şehit olmuş binlerce fidanın da hakkı var.

Tüyü bitmedik yetimin de hakkı var.

Soruyorum size:

Bu işletmeleri nasıl satacaksınız?

6 milyarı aşan devletin kasasına girecek karı nasıl devredeceksiniz?

Buna vicdanınız nasıl elverecek?

Sevgili Dostlar,
Siz bugün burada başlattığınız mücadele ile sadece bu işletmeleri, Kütahya'yı değil, memleketi, memleketi için kolunu, bacağını, canını veren gazi ve şehitlerimizin de hakkını da savunuyorsunuz.

Gelecek inanın ki sizlerin ellerinde.

Sizleri gözlerinizden öpüyorum.

Mitingimize katıldığınız için hepinize yürekten teşekkür ediyor, bundan sonra ortaya konulacak mücadelede bu desteğinizi beklediğimizi ifade ediyor, sizleri sevgiyle kucaklıyorum.
11 Ekim 2012 Perşembe

Tasarım / Kodlama : Talha