Amaç Suç Değil, Sesini Duyurmak

22 Temmuz  2014 Salı

Evrensel

Yatağan ve Milas işçilerinin maden ve santrallerin özelleştirilmesine karşı eylemlerine ilişkin polis fezlekeleri "eylemlerin demokratik bir hak" olduğu gerekçesiyle bir bir savcılardan geri dönüyor. ÖİB önünde işçilerin kendilerini zincirlediği eylem hakkında verilen kararın bir benzeri Maliye Bakanlığı önünde yapılan eylem için de verildi.


Ankara'da yaptıkları eylemler sırasında polisinin biber gazı, plastik mermi ve coplu saldırılarına maruz kalan işçiler hakkında "kamu düzenini bozdukları" ve "kamu güvenliğini tehlikeye" attıkları iddiasıyla polis fezlekeleri hazırlanmıştı. İşçilerin 14 Nisan 2014 günü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) önünde yaptıkları eyleme ilişkin geçtiğimiz günlerde kararını açıklayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "Olayın sendikalar organizesinde, işçi hakları kapsamında hükümetçe yapılan bir düzenlemenin eleştirisi mahiyetinde olduğu ve bunun temel bir hak olduğunu belirterek şüpheliler hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına” hükmetmişti.


İşçilerin 30 Nisan günü Maliye Bakanlığı önüne kendilerini zincirlemesiyle ilgili polis fezlekesine ilişkin savcının kararı da geçtiğimiz gün belli oldu. Cumhuriyet Savcısı Ahmet Cemal Gürgen, eylemin suç işlemek amaçlı olmadığını ve işçilerin kamuoyuna seslerini duyurmak için eylemi düzenlediklerini belirterek, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler gereği kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi.


Gürgen kararında," kollukça tutulan tutunak ve görüntüler incelendiğinde şüphelilerin gerçekleştirdikleri eylemin, şiddet içermeyen, demokratik bir hak kullanımı niteliğinde olduğu" yorumunda bulundu. 30 Nisan 2014 günü yapılan eylemde işçiler darp edilerek gözaltına alınmış, Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin'in burnunun polislerce sıkıldığı görüntü kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.


'ASIL SUÇLU PEŞKEÇ ÇEKENLER'


Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, kararla ilgili gazetemize şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu kurumların sahipleri geçici bir süre için seçilmiş olan hükümetler değildir ve satma inisiyatifine de onlar sahip değildir. Özel sektörün kâr hırsına terk edilen işçilerin ölmemesi için, maden kazaları kader olarak görülmesin, çocuklar öksüz büyümesin diyedir mücadelemiz. Hakkımızı, hukukumuzu demokratik ve meşru yollardan arama yolunu seçtik hep. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararlar da bizi doğrular ve destekler niteliktedir. Asıl suç işleyenler 76 milyonun hakkını üç beş sermaye gurubuna peşkeş çekenlerdir. Tarih karşısında er geç bir gün hesap vereceklerdir. Özelleştirmeye karşı mücadelemizde Yatağan’ı, Milas’ı ayrıcalıklı yapan en önemli özellik bize verilen halk desteğidir. Bu Ankara'da da böyle oldu” dedi.
22 Temmuz  2014 Salı

Tasarım / Kodlama : Talha